Aradığınız İş İlanları Burada

Aradığınız İşi Hemen Bulun!

Bildiklerimizi Yapmak İçin “OLMAK” Gerekir

Yayınlandı: 04.04.2014

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

İlkokuldan sonra orta ve lise öğrenimini yatılı okulda okumuş, bugünkü hayatını bu yıllarda kazandığı birçok edinimlere borçlu olan öğretmen okulu mezunu bir genç… Bu genç sonra Marmara Üniversitesi Matematik Bölümünü bitirdiğinde, matematiğin çoklu bakış açısının iş ve özel hayatında daha rahat iletişim kurarak, insanları anlamanın kapılarını nasıl açacağının henüz farkında değil.

Ve on altı sene sonra ayrılacağım ulusal ve uluslar arası faaliyet gösteren ve kültür sanat hizmeti veren bir firmada Santral Elemanı olarak işe başlamıştım. İlerleyen yıllarda Muhasebe, Müşteri Hizmetleri, Satınalma, İdari İşler derken Personel Müdürlüğü, İnsan Kaynakları ve Kalite Müdürlüğü görevleri beni bekliyordu. O günden itibaren hayatım boyunca sürekli potansiyele güvenerek görev ve sorumluluk alıp, insanların potansiyelini performansa çevirebilmeleri için öğrenmeyi ve sürekli gelişimi ilke edinmelerine önderlik eden bir misyon taşıdığımı aldığım her sorumlulukta göstermek üzere yoluma devam ettim. Her İnsan Kaynakları gönüllüsüne tavsiye ettiğim İnsan Kaynakları Yönetimi Programını İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü’nde tamamlamıştım. Kalite yönetim sistemi çalışmalarına başladığımda yine hayatımın sonraki evrelerinin tohumlarını atmaya devam ediyordum. Uluslararası IRCA onaylı Lead Auditor unvanını alarak Kalite Denetçiliği ve Danışmanlığı yaptım. Kaliteli hizmet vermenin, aslında sadece işini sevmek ve iyi yapmak olduğunu bu görevini yürütürken insanlara anlatmaya başladım. 1990 yılından bugüne devam eden profesyonel iş yaşamı sürecimde, mesleğimin hep temel değerlerime hizmet ettiğine inandım. Daha çok kültür sanat ve turizm sektörlerinde, bir dönem üretim sektöründe, uluslar arası firmalarda İnsan Kaynakları, Eğitim ve Kalite Yöneticisi olarak sürdürdüğüm mesleğime artık kurucusu olduğum Selnur Gülek Eğitim Danışmanlık ve Koçluk şirketinde meslektaşlarımla birlikte devam ediyorum.

Hizmetlerinizin şirketlere, çalışanlara ve bireylere katkısı nedir?

Bildiklerimizi yapmak için “olmak” gerekir. Yaşamdaki hız arttıkça “yapmaya” hız yavaşladıkça “olmaya” odaklanılıyor. Hizmetlerimizin bireye ve iş dünyasına “olma” yolunda kılavuz etkisi vardır. Bireyin iç dünyasından iş dünyasına etkileşim söz konusudur. Verdiğimiz hizmetlerdeki bu kılavuz etki, yeteneklerin bir yaşam tarzı haline gelmesi için cesaret verir. Kurumsal değişim ve dönüşüm için bizden hizmet alındığında, bireylerin kendini keşfetmesiyle kurum bünyesinde bir topluluk anlayışı gelişir. Biz hep, bir şey yapmak istiyorum deyince sonuç aldık. Bu nedenle insanların potansiyelini performansa çevirebilmeleri için öğrenmeyi ve sürekli gelişimi ilke edinmelerine önderlik eden bir misyon taşıyoruz.

Sizinle çalışan firmaların, verdiğiniz hizmetle ilgili geribildirimleri nasıl?

Mesela Koçluk öncelikle güven temeline dayanır. Bu bağlamda örnek verecek olursam, İnsan Kaynakları Müdürlüğüm esnasında gerçekleştirdiğim kurumsal koçluk çalışmalarında görüşme yaptığım danışanlarımın (çalışanlar, yöneticiler) ifadelerine göre bir İK Müdürü ile görüştüklerini unutacak kadar samimi ve izole bir ortamda geçmekte idi görüşmeler. Söyledikleri bu şekildeydi. Onların özüne dokunmaktan, kendilerine kılavuzluk ederken özgüven ve cesaretlerinin arttığını, değişimle ilgili hedeflerinin gerçekleştirmek için bir an önce eyleme geçtiklerini gözleri parlayarak anlatırlardı. Başardıkça da bu çalışmalara sahip çıkıyorlardı.

Bu koçluk yaklaşımı eğitim ve danışmanlıklarımızda da kullanıldığı için anlatımdan çok, katılımcıların doğrudan içinde yer aldığı eğitimlerimiz bir keşif yolculuğudur. İnsanın kendini keşfetmesi ona keyif verir ve sadece bedensel olarak değil, zihinsel olarak da eğitimde olurlar. Bunu ilk 1 saat içinde ölçme cesaretinde bile bulunuruz ve bu tarzımız eğitime çok katkı sağlar. Kimin zihinsel olarak eğitimde olduğunu sorduğumuzda %70’in altında olanları sahneye alıp zihinlerini koçluk metoduyla sınıfa getiririz. Bu özel dokunuştan çok memnun olduklarını görürüz. Eğitimde bizim de özümüz ortada olduğu için herkes buna iştirak eder. Samimi, içten ve gerçek olduğu için içselleştirdiklerine dair aldığımız geri bildirimlerden sonra kalıcı sonuçlar alındığından yeniden eğitim talebi gelir.

Danışmanlıklarımızda, müşterilerimiz hiç bu şekilde bakmamıştım diyerek, sistemlerini sadece ihtiyaçlarına yönelik daha yalın ve anlaşılır, uygulanabilir yollardan kurmalarına yardımcı olacak yöntemler gösterdiğimizi söylerler. Bir de onlarla birlikte olduğumuz sürece aldıkları sonuçların titiz çalışma ürünü olduğunu vurgularlar ve bizi tavsiye ederler.

Türkiye'de yer alan şirketlerin bu tür danışmanlık ve koçluk hizmetlerine yaptığı yatırımı yeterli buluyor musunuz?

Bulmuyorum, çünkü; herkes gibi ben de hizmet alan bir vatandaş olarak hizmet aldığım esnada işini iyi yapmayanlardan muzdarip oluyorum. İşini iyi yapmayan insanların, başka insanlara verdiği zarar hiç de azımsanacak boyutta değildir. Örneğin meydana gelen kazaların çoğu ihmalden ve bilinçsizliktendir. Aldığımız bir ürünün iki gün sonra elimizde kalması da aynı sebeptendir. Yeni yapılmış bir evin içine girdikten sonra o kadar çok proses hatası görürsünüz ki, bir işçi kendi işini yaparken, bir sonraki işçinin işine engel olduğunun farkında bile olmaz. O işin planlamacısı ve kontrolörü mühendis de buna dahildir. Bu da son kullanıcının kalitesiz bir ürünü ya da hizmeti aldıktan sonra karşılaştığı olumsuz sonuçlarının hayatını olumsuz etkilenmesine sebep olmaktadır. Neden birileri başka birilerinin ya da kendinin ihmali yüzünden zarar görsün ki?

Buradan da anlaşılıyor ki, şirketler ne yazık ki gelişim hizmetlerine yeterince yatırım yapmıyorlar. Bazen öğrenimin bile yeterli olmadığı ancak eğitimle çözülebilecek o kadar çok kanayan yaramız var ki. Türkiye’de ekonomik krizden bahsedildiğinde öncelikle eğitim, tanıtım, pazarlama vb gibi etkinliklerden tasarruf edilmesi gibi bir düşüncenin devreye girmesini bu nedenle anlayamam. Elbette bu herkesin gerçeği değildir. Kriz yönetimini çok iyi bilen, çalışanına verdiği değeri ve yatırımı aslında müşteriye ve şirketine yaptığının farkında olan şirketlerin böyle bir yaklaşımı yoktur. Biz “bireysel liderliğe” bu nedenle çok önem veriyoruz. Liderlik görmüyorsa bireyin bunu kendisinin gerçekleştirebileceğini bilmesi mümkün. Dünyanın Bireysel Liderlere çok ihtiyacı var. Sen işinin ve kendinin lideri olacaksın. Herkes kendi üzerine düşen görevi layıkıyla, öz sorumluluğu ile yapsın diye çabalıyoruz. Eğitimler bunun için önemli bir araçtır. İnsana yapılan yatırım, sana, diğerlerine ve dünyaya yararlı olandır. Bu da kriz yönetiminde ya da normal zamanda kuşkusuz işverenin kuvvetini arttıracaktır.


Tüm Haberleri Görüntüle